Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerli ve milli atılımları dünya basınında, özellikle de İsrail’de geniş yankı bulmaya devam ediyor. Aselsan’ın hava platformlarının vuruş hassasiyetini en üst düzeye çıkaran LGK-82 (Lazer Güdüm Kiti) sisteminde seri üretim kapasitesini artırması ve yeni partinin envantere girmeye hazır hale gelmesi, İsrail medyasında dikkat çekici bir analizle gündeme taşındı.

Üretim hatları ve devasa stoklar dikkat çekti
İsrail merkezli Maariv gazetesi, Aselsan’ın lazer güdüm kitlerinin tüm tedarik ve üretim zincirini ortaya koyan kapsamlı belgelerini okuyucularına aktardı. Gazete, robotik kollarla işleyen tam otomatik üretim hatlarından, hassas montaj aşamalarına ve devasa depolarda sıralanmış mühimmat stoklarına kadar tüm sürecin Türkiye’nin gelişen askeri kapasitesini gözler önüne serdiğini belirtti. Haberde bu üretim aşaması, Türkiye’nin silah imparatorluğunun kaslarını göstermesi olarak yorumlandı.
Geleneksel bombalar akıllı silahlara dönüşüyor
Lazer Güdüm Kitleri, envanterde bulunan klasik ve güdümsüz hava bombalarını son derece hassas, hedefe kilitlenen akıllı mühimmatlara dönüştüren kritik bir teknoloji olarak öne çıkıyor. İsrail basını da bu noktaya vurgu yaparak, mevcut stoklara eklenen güdüm başlığı ve yönlendirme kanatçıkları sayesinde, düşük maliyetli standart bombaların nasıl modern ve etkili silahlara dönüştürüldüğünün altını çizdi.

F-16 ve Akıncı testleri sahada tam not aldı
Sistemin operasyonel yetenekleri sadece üretim bantlarında kalmayıp sahada da net bir şekilde kanıtlandı. Aselsan’ın paylaştığı canlı atış testlerine ait dokümanlarda, LGK kiti entegre edilmiş mühimmatların F-16 savaş uçakları ve gelişmiş Akıncı TİHA’lardan başarıyla ateşlendiği görüldü. Yapılan analizde, hem karada hem de denizde gerçekleştirilen bu atış testlerinin beklentileri tam anlamıyla karşıladığı ifade edildi.
Batı silahlarına olan bağımlılık azalıyor
Yayınlanan haberin en çarpıcı kısımlarından biri de Türkiye’nin küresel konumuna yönelik yapılan değerlendirme oldu. Bu tür kritik sistemlerin seri üretime geçmesinin, Türk savunma sanayisinin teknolojik bağımsızlığa ulaşma hedefini doğruladığı ve Batı menşeili silahlara olan bağımlılığı ciddi ölçüde azalttığı belirtildi. Ankara’nın bölgesel ve küresel arenada önemli bir silah tedarikçisi olarak yükselişini sürdürdüğüne dikkat çekildi.