Dünya siyasetinin ve küresel ticaretin en kilit noktalarından biri olan Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz hattı, son günlerde tarihi bir hegemonya mücadelesine sahne oluyor. Türkiye’nin Afrika kıtasında, özellikle de Somali merkezli yürüttüğü istikrarlı ve güçlü dış politika, bölgedeki dengeleri kökünden değiştirirken, bu durumdan rahatsız olan İsrail cephesinden tansiyonu fırlatacak yeni karşı hamleler gelmeye başladı. İsrail merkezli Nziv haber sitesinin yayımladığı kapsamlı bir rapor, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin artık Somali ve Somaliland üzerinden stratejik bir satranç tahtasına, hatta potansiyel bir çatışma alanına dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Afrika Boynuzu’nda Yükselen Tansiyon ve Enerji Savaşları
Kızıldeniz’deki enerji kaynakları ve Bab-ül Mendep Boğazı gibi dünyanın en kritik ticaret yollarından birinin kontrolü, küresel güçlerin iştahını kabartmaya devam ediyor. Türkiye, bu stratejik denklemde uzun yıllardır Somali’nin kalkınması ve güvenliği için somut adımlar atarak bölgede sarsılmaz bir güven inşa etti. Mogadişu’da kurulan ve Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askeri üssü olma özelliğini taşıyan tesis, bu güvenin en büyük teminatı konumunda. Ancak işin rengi, Türkiye’nin Somali açıklarında, tahmini rezervi 30 milyar varili bulan petrol ve doğalgaz kaynakları için resmi arama anlaşmaları imzalamasıyla tamamen değişti. Somali kıyılarının güvenliğini Türk Donanması’nın üstlenmesi ve bu anlaşmalar kapsamında elde edilecek gelirlerin yüzde 30’unun Türkiye’ye bırakılacak olması, bölgedeki rakip eksenleri ciddi şekilde paniğe sevk etti.

İsrail’in “Somaliland” Kartı ve Yeni Askeri Üs Planları
Türkiye’nin attığı bu devasa ekonomik ve askeri adımlara karşılık İsrail hükümeti, oldukça provokatif ve bölgeyi istikrarsızlaştıracak bir hamleye imza attı. 1991 yılında Somali’den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden ancak uluslararası alanda karşılık bulamayan Somaliland, 2025 yılında dünyada ilk ve tek ülke olarak İsrail tarafından resmen tanındı. İsrail’in bu kritik hamlesinin arkasında yatan asıl niyet ise çok geçmeden ortaya çıktı. Tel Aviv yönetimi, Yemen’deki Husilerin faaliyetlerini izlemek ve Bab-ül Mendep Boğazı’na stratejik erişimini garanti altına almak bahanesiyle Somaliland topraklarında kalıcı bir askeri ve istihbarat üssü kurmanın planlarını yapıyor. İsrail basını, bu adımın doğrudan Türkiye’nin bölgedeki varlığına bir cevap niteliği taşıdığını açıkça dile getiriyor.
“Mogadişu Ekseni” ile “Berbera Ekseni”nin Çarpışması
Bölgede yaşanan bu kutuplaşma, beraberinde iki güçlü ittifakın da doğmasına zemin hazırladı. Limanlara erişim ve denizcilik gözetimi bahanesiyle bir araya gelen İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya üçlüsü, siyasi arenada “Berbera Ekseni” olarak adlandırılmaya başlandı. Bu yapay ittifakın tam karşısında ise toprak bütünlüğünü savunan Somali, askeri ve ekonomik gücüyle dengeyi sağlayan Türkiye ve bölgesel aktör Mısır’dan oluşan “Mogadişu Ekseni” sarsılmaz bir duvar gibi duruyor. Somali yönetiminin, İsrail’in Somaliland hamlesine ilk somut yanıtı ise hava sahasını İsrail uçaklarına tamamen kapatmak oldu. Bu hamle, İsrail havayollarını doğu yönlü uçuşlarında çok daha uzun ve maliyetli kuzey rotalarını kullanmak zorunda bıraktı.

İsrail Medyasından Ürkütücü Çatışma Senaryoları
İsrail basınında yer alan analizler, iki ülkenin doğrudan bir savaşa girmekten kaçınmasına rağmen, sahada yaşanabilecek en ufak bir kıvılcımın geri dönülemez vekalet savaşlarına yol açabileceğini iddia ediyor. Hazırlanan olası senaryoların başında denizlerdeki hakimiyet mücadelesi geliyor. İsrail medyasına göre, Somali kıyılarının korumasını üstlenen Türk Deniz Kuvvetleri, İsrail veya Etiyopya bandıralı gemilerin ihtilaflı sulara girişini engellemek için doğrudan müdahalede bulunabilir.
Bir diğer tehlikeli senaryo ise hava sahası ve askeri üsler üzerinden kurgulanıyor. İsrail’in Somaliland’a askeri bir tesis kurmaya kalkışması durumunda, Türkiye’nin Mogadişu’ya F-16 savaş uçakları konuşlandırabileceği ve bunun bölgede eşi benzeri görülmemiş bir askeri hareketliliğe neden olacağı öne sürülüyor. Ayrıca, Türkiye’nin Somali ordusunu teknolojik ve askeri olarak daha da güçlendirerek Somaliland’ın kontrolünü yeniden ele geçirmesi için bir harekat başlatabileceği; böyle bir durumda İsrail’in taraf seçmek ve Somaliland’a silah yardımı yapmak zorunda kalacağı belirtiliyor. Tüm bu gelişmeler, Kızıldeniz sularının önümüzdeki dönemde diplomasiden ziyade askeri stratejilerle ısınacağını açıkça gösteriyor.
KAYNAK : Nziv / AA