Yunan basınında son günlerde yayımlanan kapsamlı bir analiz, Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisinde Türkiye’nin ne kadar kritik bir konuma yükseldiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Yunanistan’ın önde gelen yayın organlarından Europost gazetesi, “Türkiye nasıl güç merkezi haline geliyor? Avrupa umutsuzca Ankara’ya yönelirken Yunanistan’ın karşı karşıya kaldığı acımasız gerçek” başlıklı bir dosya haber yayımlayarak, Atina yönetimini bekleyen zorlu sürece dikkat çekti. Söz konusu analizde, Türkiye’nin artan askeri, diplomatik ve teknolojik kapasitesinin kıta Avrupası’nda yeni dengeleri nasıl şekillendirdiği detaylarıyla incelendi.

Küresel Güç Boşluğu ve Avrupa’nın Ankara Arayışı
Uluslararası sistemin taşlarının yerinden oynadığı ve eski ittifak yapılarının hızla sarsıldığı günümüz dünyasında, Avrupa derin bir güvenlik endişesi yaşıyor. Haberde özellikle ABD’de Donald Trump döneminin politikalarının Avrupa’ya yönelik oluşturduğu belirsizlik rüzgarına vurgu yapıldı. ABD’nin olası bir izolasyonist politikaya dönerek kıtada bir “etki boşluğu” yaratması, Avrupa ülkelerini acil olarak yeni ve güvenilir stratejik ortaklar aramaya itiyor. Europost’un analizine göre, bu arayışın bir numaralı adresi ise askeri ve coğrafi kapasitesiyle Ankara oldu. Avrupa, kendi güvenliğini tahkim etmek için giderek artan bir ivmeyle Türkiye ile iş birliği yollarını zorluyor.
Krizlerin Merkezinde Eşsiz Bir ‘Köprü’ Ülke
Türkiye’nin sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda proaktif diplomasisiyle de sahada fark yarattığı Yunan basınının dikkatinden kaçmadı. Türkiye’nin hem Batı ittifakı içinde sağlam bir yer edinip hem de Rusya, Ukrayna ve İran gibi birbirine zıt kutuplardaki aktörlerle iletişim kanallarını açık tutabilmesi büyük bir stratejik avantaj olarak değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel krizlerdeki arabuluculuk hamleleri analizde geniş yer bulurken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Türkiye’yi kilit bir “dengeleyici unsur” olarak gördüğü açıkça hatırlatıldı.

Savunma Sanayiinde Oyun Değiştiren Hamleler
Haberin en can alıcı bölümlerinden birini ise Türk savunma sanayiinin önlenemez yükselişi oluşturdu. Özellikle Bayraktar TB2 gibi insansız hava araçlarının savaş sahasındaki kanıtlanmış etkinliği ve maliyet avantajı, Türkiye’nin uluslararası arenadaki elini inanılmaz ölçüde güçlendirdi. Avrupa Birliği’nin sınır güvenliği için planladığı “İHA duvarı” projesinde dahi Türkiye’nin teknolojik altyapısının ne kadar hayati bir önem taşıdığına dikkat çekildi. Bununla birlikte, İngiltere ile yürütülen Eurofighter savaş uçağı tedarik süreci gibi hamlelerin, Ankara’nın Avrupa ile enerji ve güvenlik entegrasyonunu daha da derinleştirdiği belirtildi.
Atina’nın Karşı Karşıya Kaldığı “Acımasız Gerçek”
Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık gibi Avrupa’nın lokomotif ülkelerinin Ankara ile ilişkilerini yeni bir güvenlik mimarisi üzerine inşa etmesi, Atina’da tam anlamıyla bir panik havası yarattı. Europost’a göre, Türkiye’nin genişleyen diplomatik ağı ve caydırıcı askeri gücü, Yunanistan’ın Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki manevra alanını ciddi şekilde daraltma potansiyeli taşıyor. Analizin sonuç bölümünde, Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir savunma yapısı kurma yolunda Türkiye’yi baş aktörlerden biri yapmaya hazırlandığı ve Atina’nın bu yeni diplomatik gerçeklikle yüzleşmek zorunda olduğu vurgulandı.
KAYNAK : Akşam / Europost