Amerika Birleşik Devletleri’nde Trump yönetiminin göçmenlik ve vize politikalarında büyük tartışma yaratacak yeni bir döneme girdiği iddia edildi. The New York Times (NYT) gazetesinin ulaştığı ve İç Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni eğitim materyallerine göre, İsrail hükümetini eleştiren, Filistin’e destek eylemlerine katılan veya yönetimin “Amerika karşıtı” olarak nitelendirdiği kişilerin yeşil kart (daimi ikamet) başvurularının doğrudan reddedilmesi hedefleniyor.

Sosyal Medya Geçmişi ve Kampüs Protestoları İncelemede
Göçmenlik yetkililerine sunulan rehberde, başvuruların reddedilmesine gerekçe gösterilebilecek spesifik sosyal medya paylaşımlarına dair örnekler de paylaşıldı. Üzerine çarpı işareti konulmuş bir İsrail bayrağı görseli paylaşmak veya “Filistin’e yönelik İsrail terörüne son verin” şeklinde ifadeler kullanmak bu engelleyici kriterler arasında başı çekiyor. Bunun yanı sıra, harita üzerinde İsrail’in üstünü çizerek yerine Filistin yazmak veya Gazze’de yaşanan yıkıma atıfta bulunarak “İsraillilerin de aynı acıları yaşaması gerektiğini” savunan gönderiler, “antisemitik faaliyet” kapsamında değerlendirilerek yeşil kartın iptaline zemin hazırlayacak.
Bayrak Yakma Eylemi ve Anayasal Kriz
Dosyaların incelenmesinde dikkate alınacak bir diğer kritik husus ise ABD ulusal sembollerine yönelik tutumlar olacak. Başkan Donald Trump’ın geçtiğimiz yıl bizzat imzaladığı özel kararnameye dayandırılarak, ABD bayrağına saygısızlık eden veya yakan kişilerin göçmenlik taleplerinin reddedilmesi öngörülüyor. Ancak hukukçular ve insan hakları savunucuları, bayrak yakma eyleminin ABD Anayasası kapsamında “sembolik siyasi görüş ifade etme” özgürlüğü çerçevesinde koruma altında olduğunu hatırlatarak, bu uygulamanın ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geldiğini vurguluyor.

Yönetim Kararı Savunuyor, Muhalefet Tepkili
Söz konusu uygulamanın basına yansımasının ardından yönetim kanadından iddiaları doğrulayan ve kararı savunan açıklamalar geldi. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Abigail Jackson, bu politikaların ifade özgürlüğünü kısıtlamakla hiçbir ilgisi olmadığını, temel amacın ABD kurumlarını, vatandaşlarını ve ulusal güvenliği korumak olduğunu savundu. Bir diğer USCIS yetkilisi Zach Kahler ise durumu çok daha net bir dille özetleyerek, ABD’den nefret edenlerin bu ülkede yaşama hakkı talep edemeyeceğini dile getirdi.
Öte yandan, eski bürokratlar ve muhalefet cephesi bu yeni yaklaşıma oldukça tepkili. Eski Başkan Joe Biden döneminde USCIS bünyesinde görev yapan yetkililerden Amanda Baran, ifade özgürlüğü temelleri üzerine kurulan bir ülkede göçmenlik kararlarının böylesine ideolojik değerlendirmelere dayandırılamayacağını belirtti. Uzmanlar, Trump yönetiminin bu adımla meşru siyasi söylemleri suç saymaya çalıştığını ve İsrail hükümetinin politikalarına diplomatik olarak karşı çıkmak ile antisemitizmi kasten aynı kefeye koyarak tehlikeli bir algı yarattığını ifade ediyor.